23 Nisan Günü başbakanın, cumhurbaşkanın, belediyebaşkanın kolktuklarını çocuklara bıraktığını biliyordum ama belediye otobusünde bir amcanın ayakta duran bir cocuğa “bugun 23 Nısan gel koltuğuma otur” demesine ilk kez şahit oldum… ve tebessüm yaratan bir davranıştı… (Barış Tekin – 23.04.2011)
Puslu şehrin en kalabalık caddesinde bir ses yankılandı. Şehrin ve insanların oluşturdugu dünyanın en kötü korusunun çıkardığı sese, yürekleri dağlayan bir ses karışmış, o sesin büyüsü bizi kendisine çekmişti. Büyüleyici sesin geldiği dükkanın kapısına misafir olduk dostumla… Kendimizi müziğin büyüsüne bıraktık o an… “Gitme, aklım sende kalır. Uyuyamam geceleri…” (Barış Tekin / 18.04.2011)
Ölüm yaklaşıyor
Bugün ve dün olguğu gibiBütün savaşçılar gibi bende bu sevgi savaşlarında yüreğime bir kılıç, bir hançer darbesi alıyorum. Gerek gelecekle gerekse de geçmişle olan yüzleşmem bu etkinin altından çıkmamı sağlamıyor. Devami…
Dünyada facebook çılgınlığı bütün hızıyla devam ederken Türk kullacıları yine her zaman ki kendilerini belli ediyorlar. Sitede her gün gereksiz ve anlamsız onbinlerce grup açılıyor. “İddaa ediyorum” sözüyle başlayan gruplar birinci sırada ki yerini korumaya devam ediyor. Tamam anladım iddaaya giriyorsun… Ama kiminle iddaaya girdin ve neyine girdin? İddaa bayilerinde ki kuyrukları görünce bu iddaa sevgisinin nerden geldiğini anlamak pekde zor olmuyor. Fark ettiğim garipliklerden biri de nufusu 170.000′in altında olan bir ilimiz için “iddaa ediyorum facebookta 1 milyon … bulabilirim grubu” oldu. Biz türkler sayesinde facebook oldu “bombok”
Arkadaşlarını, dostlarını,işini ve hayatının dem tuttuğu soğuk ve durgun o şehri geride bırakmıştı. Çocukluğunu ve farkında olmadan geçen gençliği süresince bu şehrin çok tozunu yutmuştu. Küçük bir çocuğun çok sert görünümlü birine kendisini sevdirmeye çalıştığı gibi o da bu şehre alışmak ve onunla hayat bulmak için çok uğraşmıştı. Ama olmamıştı… Hayatın ona yaşattıklarını kabullenemiyordu. Kahkahalarını bile artık kendi duymaz olmuştu. Devami…
Terk edilmenin korkusunu gittiği her yerlerde yaşamaya başlamıştı artık.Sabah saatlerinden bu zamana kadar bilgisayar başında tam olarak ne yaptıgımı ben bile bilmeden oyalanıp duruyorum. Aslında bir arayış içindeyim. Tam olarak ne aradığımı bile bilmeden.
Aradığım bir kitap olabilir,
yada bir şarkı,
ajandalarımın arasında unutulmuş bir not kağıdı da olabilir…
Daha önce hiç dinlemediğim bir şarkı olmalı aradığım…
daha önce hiç okumadığım bir kitap…
Yok işte….
İçinde kendimi bulabileceğim ne olduğunu dahi bilmediğim
aradığımı bulamıyorum işte! Devami…